Kendi Dişimiz Mi Yoksa Implant Mı?

Bizler hekim olarak zaman zaman şüpheli bir dişi kanal tedavisi yaparak kurtarmaya çalısalım mı yoksa dişi çekip implant yapalım mı diye ikilemde kalırız. Böyle durumlarda belirli risk faktörlerini göz önünde bulundurarak karar veririz. Dişin endodontik ve periodontal durumu, kalan sağlıklı diş dokusu miktarı ve dolayısıyla dişin restore edilebilirliği, dişin ağızdaki stratejik önemi, hastanın sistemik durumu gibi pek çok faktörün incelenip her vakanın kendi içinde değerlendirilmesi gerekir.

Son yıllarda implant ve kanal tedavisinin başarısını karşılaştırmak için yapılan çalışmalar göstermiştir ki iki tedavinin başarı oranlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. İki tedavi yönteminde de gelişen teknolojiyle birlikte başarı oranı oldukça yüksektir. Dolayısıyla iki tedavi yöntemi arasında karar verirken sonuçtan çok yukarıda belirttiğimiz kriterler değerlendirilerek her hastaya uygun tedavi yaklaşımı tercih edilmelidir.

Implant ya da endodontik tedavinin birbirine üstünlüğünü söylemek mümkün değildir. Önemli olan her vaka için doğru tercihin yapılmasını sağlayacak faktörlerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesidir. Hekim olarak bizler öncelikle hastalarımızın doğal dentisyonunu korumakla görevliyiz. Dolayısıyla bakış açımız her zaman mümkünse dişi ağızda tutma yönünde olmalıdır. Implant her zaman son başvuracağımız yöntemdir, ilk tercihimiz olmamalıdır.

Kanal tedavisi yenilenebilir mi?

Ideal koşullar sağlandığında kanal tedavisinin hedefi yasam boyu dişin ağızda kalmasıdır. Ancak bazı durumlarda kanal tedavisi uygulanan diş iyileşmeyebilir ya da tedaviden yıllar sonrasında tekrar enfeksiyon gelişebilir. Eğer kanal tedavili dişiniz iyileşemez ya da dişte yeni problemler gelişirse, dişe tekrar kanal tedavisi uygulanarak bir şans daha verilebilir. Bu nedenle daha önce kanal tedavisi yaptırdığınız dişinizde problem var ise bir endodontistle kanal tedavisinin yenilenmesi konusunda görüşebilirsiniz.

Sağlıkla ilgili her konuda olabildiği gibi kanal tedavisi sonrasında da istenilen iyileşme sağlanamayabilir. Ulaşılamamış dar ve eğri kanallar, atlanmış karmaşık kanal anatomisi, ideal üst restorasyonun yapılmamış olması gibi ilk tedavi sırasında yapılan hatalar dışında yeni gelişen bir çürük, dişte çatlak gelişimi, restorasyon uyumunun bozulması? kotu bakim gibi sonradan gelişen durumlarda ilk tedavinin basarisiz olmasına neden olabilir.

Kanal tedavisi yenilenirken ilk tedavide uygulanan benzer prosedür uygulanır ancak kanal tedavisi yenileme hekim için her zaman ilk yapılan tedaviye göre daha zordur. Hedef daha önceki tedaviyle ilgili bir başarısızlıksa onun önüne geçebilmek ya da sonradan gelişen bir sıkıntıysa bunu ortadan kaldırmaktır. Endodontist tedavi sırasında bunu sağlayamayacağını görürse endodontik cerrahi ya da çekim kararı verebilir.

Mümkün olan her koşulda en iyi yöntem doğal dişinizi ağızda tutabilmektir. Kanal tedavisi yenileme ile de dişler iyileşerek uzun yıllar ağızda fonksiyon görebilmektedir. Yıllar içerisinde gelişen teknolojiyle ilk tedavinizde yaşanan başarısızlığın önüne geçmek mümkün olabilir. Ancak bu karar hekim ve hastanın pozitif ve negatif yönleri karsılaştırarak birlikte vermesi gereken bir karardır.

Döner ege sistemleri ile kök kanal tedavisi

Döner ege, elektrikli bir motor aracılığıyla kok kanallarının genişletilmesinde kullanılan bir sistemdir. Nikel titanyum metalinin 1960?larda keşfedilmesiyle birlikte diş hekimliğinin pek çok dalında kullanılmıştır. 1990?larda ise ilk nikel titanyum döner ege sisteminin geliştirilmesiyle birlikte kanal tedavisinde yeni bir çığır açılmıştır. Manuel ege sistemlerine göre başarı oranın arttığı pek çok çalışmada istatistiksel olarak gösterilmiştir. Ayrıca döner ege sistemleri daha hızlı bir tedavi sağlayarak hastanın konforunu arttırır. Ancak bu manuel ege sistemlerini tamamıyla bıraktığımız anlamına henüz gelmemektir. Manuel egelerin döner ege sistemleriyle kombine kullanımı hekim ve hastanın konforunu artırarak başarı oranını yükseltmektedir.